UFUK AÇICI – 2
ANAKARA / 29.10.2025
Son zamanlarda, meşruiyet kazandırma sürecinin de etkisiyle, Nadir Toprak Elementlerinden (NTE) sıkça bahsedilir oldu. Öteden beri biriktirmekte olduğum arşivime dalmanın sırasının geldiğini düşündüm. Günümüz Yeni Türkiye’sinde, ne demekse, istenen tavra sahip biri olmadığımdan çok sıkı
bir arşiv oluşturmuşum. İstendiği gibi her ihanete onay veren yerli ve milliler (yerli malı değil) gibi davranarak parmaklarına bovling topu tutma şekli vermeyi ve diğer elde yasal tanıma uygun olmayan bayrak tutmayı ve köfte-ekmek, ya da benzeri, ile kandırılmayı beceremediğimden kalem tutmaya ve
klavye parmaklamaya giriştim.
Bakalım neler birikmiş, çok özet olarak aşağıya aktardım.
NEDİR BU NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ
Ama önce edebiyat:
Nadir Toprak Elementleri (NTE) / Rare Earth Elements (REE)
Nadir Toprak Elementleri Oksitleri (NTEO) / Rare Earth Oxides (REO)
Hafif Nadir Toprak Elementleri (HNTE) / Rare Earth Elements (LREE)
Nadir Enerji Kaynakları (NAK) / Rare Energy Sources (ROS)
Birleşik Cevher Rezervleri Komitesi (BCRK) / Joint Ore Reserves Committee (JORC)
NTE, periyodik tabloda genellikle LANTANİTLER ve AKTİNİTLER olarak bilinen, doğada nadir bulunan ve kimyasal olarak birbirlerine benzer özelliklere sahip elementlerdir.
Bunlar, pahalı teknolojiler ile ayrıştırılan ve genellikle özel uygulamalarda (örneğin, bilgisayar, elektronik, mıknatıs, nükleer enerji, yenilebilir enerji) kullanılan elementlerdir.
Ancak altını çizmek gerekir ki, sadece ve sadece lantanitler NTE’dir. Aktinitler ise nükleer enerjiye yönelik elementlerdir ve sadece ilk dördü doğada vardır. Aşağıda her iki grup da ismen açıklanmıştır.
Lantanitler: Lantanitler, periyodik tablonun ana gövdesinin altında yer alan iki sıranın en üstündeki elementlerdir.
Tam olarak hangi elementlerin dahil edilmesi gerektiği konusunda fikir ayrılıkları olsa da birçok kimyager lantanitlerin atom numaraları 57 ile 71 arasında olan elementler olduğunu belirtmektedir. Bu elementlerin atomları kısmen dolu 4f alt seviyesine sahip olmalarıyla karakterize edilirler.
Bu elementlerin lantanit serisi ve nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere çeşitli isimleri vardır. IUPAC’ın tercih ettiği isim aslında lantanoidlerdir. Lantandan (La, 57) başladığı için lantanit olarak adlandırılırlar. NTE, periyodik tabloda 15 metalden oluşan bir element grubudur.
- Lantan (La, 57) +
- Seryum (Ce, 58) +
- Praseodimyum (Pr, 59) +
- Neodimyum (Nd, 60) +
- Prometyum (Pm, 61) – (Doğada neredeyse bulunmaz, radyoaktiftir.)
- Samaryum (Sm, 62) +
- Evropiyum (Eu, 63) +
- Gadolinyum (Gd, 64) +
- Terbiyum (Tb, 65)
- Disprosiyum (Dy, 66)
- Holmiyum (Ho, 67)
- Erbyum (Er, 68)
- Tulyum (Tm, 69)
- İterbiyum (Yb, 70)
- Lutesyum (Lu, 71)
Bunlara ek olarak aşağıdakiler de NTE olarak kabul görüyor ve toplamda 17 oluyor. - Skandiyum (Sc, 21): hafif alaşımlar ve yüksek teknolojili ürünlerde kullanılır.
- İtriyum (Y, 39): seramik, lazer ve süper iletkenlerde kullanılır.
NOT: sağ taraflarına + koyulan elementler, Beylikova’da tespit edilen cevher içinde diğerlerinden daha fazla olanlardır.
Bunlar elektronik cihazlarda, mıknatıslarda, katalizörlerde, optik malzemelerde, savunma ve uzay sanayiinde, fiber optik teknolojilerinde, uydu haberleşme sistemlerinde, akıllı füzelerin yakıt hücrelerinde, tıbbi görüntülemede, enerji üretme ve depolama sistemlerinde, elektrikli otomobil ve
yenilenebilir enerji teknolojilerinde, cam ve seramik üretiminde, elektron mikroskoplarında, cep telefonu ve diğer haberleşme teknolojilerinde, yapay zeka yongalarında, metalürji sanayi, lazer üretimi ile akıllı tüm cihazlarda olmak üzere yirmiden fazla alanda kullanılıyor.
Bu elementlerin cevherden çıkarıldıktan sonra işlenerek oksit formuna getirilen miktarı, sektör raporlarında ve rezerv tahminlerinde sıkça “işlenmiş NTEO” olarak belirtilir.
Örneğin, Türkiye’nin nadir toprak rezervlerinde toplam cevher miktarının %0,2- 2’si işlendiğinde, bu çok iyi bir rakamdır, yaklaşık 14 milyon ton NTEO elde edilebileceği tahmin edilmektedir.
Doğada az bulunmalarına rağmen, bazıları (örneğin, seryum) diğerlerinden daha yaygındır.
Madencilik ve ayrıştırma / zenginleştirme işlemleri pahalı ve çevresel olarak zorlayıcıdır.
Aktinitler: Periyodik tabloda, 89 atom numaralı Aktinyumla başlayıp 103 atom numaralı Lavrensiyumla biten ve 7. periyotta yer alan elementler dizisi. Aktinyumdan başladığı için aktinit olarak adlandırılırlar. (Çoğu radyoaktiftir ve doğada az bulunur):
- Aktinyum (Ac, 89)
- Toryum (Th, 90)
- Protaktinyum (Pa, 91)
- Uranyum (U, 92)
- Neptünyum (Np, 93)
- Plütonyum (Pu, 94)
- Amerikyum (Am, 95)
- Küriyum (Cm, 96)
- Berkelyum (Bk, 97)
- Kaliforniyum (Cf, 98)
- Aynştaynyum (Es, 99)
- Fermiyum (Fm, 100)
- Mendelevyum (Md, 101)
- Nobelyum (No, 102)
- Lavrensiyum (Lr, 103)
Bunlar çoğunlukla nükleer enerji ve araştırma amaçlı kullanılır (örneğin, uranyum ve plütonyum). Esasında NTE değillerdir. İlk dördü doğada bulunur, diğerleri doğada bulunmazlar ancak yapay olarak çekirdek parçalanmaları ile ele geçerler. Hepsi de kolaylıkla çekirdek bozulmasına uğrayan kararsız ve
ağır metallerdir.
Aktinitlerin bütün izotopları radyoaktiftir. Bu sebepten Toryum, Uranyum gibi elementler nükleer enerji üretiminin geleceği açısından büyük önem taşırlar. Plütonyumdan sonraki daha ağır atom numaralı aktinitler ise, termonükleer ısı ve nötron üretimi gibi bilimsel araştırmaların yanında, kanser
tedavisinde de kullanılmaktadırlar.
Aktinitler dizisinin başında yer alan elementlerin 3+, 4+ gibi yükseltgenme basamakları vardır. Bunlardan Uranyumun 3+, 4+, 5+, 6+ gibi yükseltgenme basamakları ve her basamakta çeşitli bileşikleri oluşturduğu bilinmektedir. Aktinyum elementlerin en önemli ortak özelliği, elektron katılımının 5f orbitalinde gerçekleşmesidir. Geçiş metallerinin bir alt serisi konumundadırlar ve doğada çok ender bulunurlar.
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİNDE TÜRKİYE’NİN KONUMU
Türkiye’de Bulunan Nadir Toprak Elementleri (NTE):
Türkiye, NTE (yani lantanitler ile skandiyum ve itriyum) açısından önemli rezervlere sahiptir.
Özellikle Eskişehir’in Beylikova (veya Kızılcaören) ilçesindeki dev yatak, dünyanın, Çin’den sonra, en büyük ikinci rezervi olarak kabul edilir ve yaklaşık 694 milyon ton cevher içerir.
Bu rezerv, cevherin %1’in üzerinde NTEO taşıdığı için ticari olarak işlenebilir niteliktedir. Mecbur kalınan durumlarda %0,2 ve yukarısı işlenmektedir. Keşif 2011’de (MTA 1970’li yılları işaret ediyor) başlamış, 2022’de resmi olarak duyurulmuş ve 2023’te pilot tesis faaliyete geçmiştir. Ayrıştırma işlemi
ise yıllık 1.200 ton işleme kapasitesiyle başlayıp, endüstriyel ölçekte 570 bin tona çıkması planlanıyormuş. Bu işlenen cevherden 10 bin ton nadir toprak oksidi, 72 bin ton barit, 70 bin ton florit, 250 ton toryum üretilecek.
Bu rezervde 17 nadir elementten 10’u (hatta bazı kaynaklarda 15’i) tespit edilmiştir. Bunlar genellikle HNTE ağırlıklıdır, ancak ağır olanlar da mevcuttur. Ayrıca, rezervde toryum (Th) gibi aktinit elementler de var (yaklaşık 250 ton üretim potansiyeli). Aktinitler (uranyum, plütonyum vb.) ise Türkiye’de
nükleer yakıt veya maden atıklarında sınırlı miktarda olup, ekonomik rezerv olarak nadir toprak elementleri kadar ön planda değildir.
Beylikova Rezervinde Bulunan NTE nelerdir?
Aşağıdaki liste, resmî açıklamalara (Enerji Bakanlığı, Eti Maden) ve jeolojik raporlara dayanır. Elde edilen bilgilere göre, öncelikle, 7 element oksit olarak üretilmeye odaklanılıyor, ancak toplamda on element mevcut:
-Lantan (La): pil, lens, katalizörler teknolojisinde
-Seryum (Ce): cam, seramik, türbin bıçakları, ülkemizde en bol element
-Praseodimyum (Pr): mıknatıs, lazer, Stratejik, yüksek talep var
-Neodimyum (Nd): elektrikli araç mıknatısları, rüzgâr türbinleri, yüksek katma değerli
-Samaryum (Sm): mıknatıs alaşımları, yeni tespit edilmiş
-Evropyum (Eu): LED aydınlatma, floresan, yeni tespit edilmiş
-Gadolinyum (Gd): MRI cihazları, nükleer reaktör, yeni tespit edilmiş
-Terbiyum (Tb): mıknatıs, fosfor üretiminde
-Disprosyum (Dy): yüksek sıcaklık mıknatısları
-İtriyum (Y): NTE’ye dahil, Seramik, lazer, süper iletken, yeni tespit edilmiş
Ülkemizde bulunan diğer potansiyel elementler:
Prometyum (Pm, radyoaktif ve nadir), holmiyum (Ho), erbiyum (Er), tulyum (Tm), iterbiyum (Yb), lutesyum (Lu).
Bunların rezervde düşük yoğunlukta olduğu değerlendiriliyor.
– Aktinitler: Toryum (Th, 90) en önemlisi; nükleer yakıt olarak kullanılabilir. Uranyum (U) madenlerde bulunduğu kadarıyla sınırlı.
Toryum özellikle nükleer teknolojide, nükleer enerji elde edilmesinde önemli bir elementtir. Nadir toprak elementlerini içeren kayaçların içinde toryum var fakat toryum nadir toprak elementi değildir. Toryum, uranyumdan daha temiz enerji ve uranyumdan ürettiğiniz zaman çeşitli parçalanma sonrasında radyoaktif dönüşümler söz konusu. Toryumda radyoaktif atık oluşturma riski uranyuma göre oldukça az. Bundan dolayı toryuma yönelik nükleer santral yapılması gündeme alınabilir. Toryum rezervleri dünyada her ülkede yok. Türkiye’de toryum rezervinin olması, nükleer teknoloji değişimi
sürecinde, artı değer kazandırır.
Türkiye’nin Diğer Bölgelerindeki Rezervleri:
Beylikova ana yatağa sahip olsa da Türkiye’nin diğer bölgelerinde de NTE yatakları var.
- Aksu Diamas (Isparta): NTE projesi, karbonatit ilişkili.
- Mortas Boksit (Seydişehir, Konya): Boksit madenlerinde NTE zenginleşmesi yapılıyor.
- Kuluncak-Sofular (Malatya): Volkanik kayaçlarda HNTE var.
- Çanaklı (Burdur): Plaser tipi, ağır NTE ve U/Th’ca (uranyum/thoryum) zengini.
- Mazıdağ (Mardin): Fosforitlerde düşük dereceli NTE (ekonomik değil).
- Tunçbilek (Kütahya): Kömür damarlarında NTE dağılımı var.
Bu yataklar, karbonatit-alkali magmatik sistemler, boksit, plaser ve fosforitlerle ilişkilidir.
Not 1: Türkiye, maden rezervlerini araştırıp tespit etmiş bir ülke konumunda olmadığından, zaman içinde, bilinen ya da bilinmeyen, her tür madenin rezervinin artması büyük olasılıktır.
NOT 2: Rezerv miktarı (cevher vs. saf element) konusunda uzmanlar arasında tartışma var; işlenmiş NTEO miktarı 14 milyon ton civarı olabilir (Çin’in 44 milyon tonuna kıyasla).
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ KONUSUNDA ÇİN’İN KONUMU
Çin mevcut, 800 milyon tonluk, rezervleri ile halen, dünyanın en zengini. Buna en son, Yünnan eyaletinde bulunan 1.15 milyon ton NTE rezervi eklendi. Ancak, resmi kayıtlara toplanarak düşülmedi. Demek ki henüz inceleme / değerlendirme aşamasında.
Çin Jeoloji Araştırmaları Kurumu (CGS) tarafından yapılan açıklamaya göre, bu rezervin yaklaşık 470 bin tonluk kısmı praseodimyum ve neodimyum gibi yüksek teknoloji ve savunma sanayiinde kullanılan kritik elementlerden oluşuyor.
Yine aynı kurumun açıklamasında, Çin, altın, galyum, germanyum, indiyum ve nikel gibi 12 stratejik madende önemli rezerv artışları sağlandığı belirtilerek kaynak tedarik güvenliğinin pekiştirildiği vurgulandı.
CGS, 2021’den bu yana 703 maden ve 1.148 büyük maden alanında yaptığı çalışmalarla düşük kaliteli
kaynakların rezervlerini artırdı. Çalışmalar sonucunda:
Cobalt ve renyum rezervleri yüzde 100’den fazla, Nikel ve indiyum yüzde 30’dan fazla, Galyum, germanyum, vanadyum ve potas yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Yeni altın rezervleri 1.200 ton, vanadyum 12 milyon ton, potas ise 160 milyon tona ulaştı. Bu büyüme, özellikle altın ve nadir toprak elementleri gibi stratejik kaynaklarda dikkat çekiyor.
Son yıllarda nadir toprak elementleri üzerindeki küresel talep giderek artarken, bu kaynakların erişilebilirliği stratejik bir önem kazanıyor. Çin, dünya genelindeki nadir toprak elementi üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştiriyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, bu bağımlılığı azaltmak için kendi kaynaklarını geliştirmeye çalışsa da Çin’in rezervleri ve üretim altyapısı büyük bir avantaj sağlıyor.
Aynı kurumdan (CGS) yapılan bir başka açıklamaya göre, Çin 2021 yılından bu yana ülke genelinde uranyum arama çalışmalarını hızlandırdı. Bu çalışmalar sonucunda, ülkenin orta-batı kesiminde yer alan Ordos Havzası’nın Jingchuan bölgesinde devasa bir uranyum yatağı bulundu. Ordos Havzası
doğal gaz, kömür gazı, kömür ve petrol gibi zengin yeraltı kaynaklarıyla biliniyor.
Keşfedilen bu dev uranyum yatağının, havzanın eoliyen (rüzgarla taşınmış) kumtaşlarında bulunduğu belirtildi. CGS, bu keşfin dünya genelinde bu tür jeolojik bir yapıda bulunan ilk uranyum yatağı olduğunu ve uranyum cevheri sınıflandırmalarına yeni bir tür eklendiğini açıkladı.
CGS’nin uranyum baş bilim insanı Jin Ruoshi, Çin’de petrol ve kömür yataklarının bulunduğu birçok havzada, üst kısımlarda eoliyen kumtaşı oluşumlarının yer aldığını belirterek, bu durumun yeni ve büyük uranyum yataklarının keşfi için büyük bir potansiyel barındırdığını ifade etti.
Jin, eoliyen kumtaşı içinde bulunan bu yeni uranyum yatağının, geleneksel kumtaşı barındıran uranyum yatakları gibi düşük madencilik maliyetleri, çevreye düşük zarar ve büyük rezerv kapasitesi gibi avantajlar sunduğunu vurguladı.
Çinin de aynen Türkiye gibi, tüm madenleri araştırılıp kayıt altına alınmadığı yukarıda anlatılanlarla sabittir. Zaman içinde, biraz da manipülasyon amaçlı, stratejik değerdeki madenlerinin artacağı belli oldu.
Çin – ABD ilişkisi
Trump yönetimindeki ABD, kendine ekonomik düşmanlar yaratarak, onlara ağır vergiler getirmeye başladı. Asıl düşman olarak, aynen askeri alanda olduğu gibi, Çin’i belirledi ve en ağır vergilendirmeyi ve kotalandırmayı bu ülkeye karşı getirdi. Çin de buna bir tepki olarak MTE dışsatımını durdurdu ve
çok ağır süreçlere bağladı ve bunu Çin Ticaret Bakanlığı dünya kamuoyuna açıkladı. İnceleyelim:
Yabancı kuruluşlar Çin menşeli ürünleri başka ülkelere yeniden ihraç etmeden önce Çin hükümetinden onay almak zorunda olacak.
Yayımlanan yeni kurallar, yabancı kuruluşlar ve bireylerin nadir toprak ürünleri, teknolojileri veya diğer çift kullanımlı ürünleri Çin dışına göndermeden önce “çift kullanımlı ihracat lisansı” almasını şart koşuyor. İhracat kontrolleri, nadir toprak madenciliği, eritme ve diğer işleme süreçlerinde kullanılan
teknolojileri de kapsıyor. Düzenlemelerin bir kısmı hemen yürürlüğe girerken, bazı önlemler 1 Aralık’ta uygulanmaya başlayacak.
Açıklamada, bazı yabancı kuruluş ve bireylerin Çin menşeli nadir toprak malzemelerini askeri veya hassas alanlardaki kuruluşlara aktardığı, bunun da Çin’in ulusal güvenliğine ve küresel nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarına “ciddi zarar” verdiği ifade edildi.
Ayrıca, Çin’in ihracat kontrol listesindeki kuruluşlar ve yüzde 50 veya daha fazla hisseye sahip yan kuruluşlarının, çift kullanımlı ürün ve teknolojilerin ihracı için genel onay alamayacağı belirtildi. Kitle imha silahlarının geliştirilmesi, toprak genişletme ya da askeri kapasite artırma amaçlı başvurular ise
prensip olarak reddedilecek.
Acil tıbbi bakım, halk sağlığı acil durumları veya doğal afet yardımı gibi insani amaçlı ihracatlar ise lisans zorunluluğundan muaf tutulacak. Ancak bu tür ihracatlar için ihracatçıların, sevkiyatı 10 iş günü içinde e-posta yoluyla Ticaret Bakanlığı’na bildirmesi gerekecek.
GELİRİN BÜYÜK KISMI İŞLEYENDE KALIYOR.
NTE, adından da belli olduğu gibi, nadir kullanılan bir teknoloji ile ayrıştırılabiliyor. Teknoloji dilinde, Öz Frenkçesiyle ayrıştırma denilen işleme öz Türkçesiyle extraction / ekstraksiyon denir. Ayrıştırılmış maddeye ise ekstrat denir. Nadir olan bu teknolojinin, zaman içinde, yaygınlaşacağı ve ucuzlayacağı açık. Ancak bu teknolojiye henüz pahalıyken sahip olmak ya da geliştirmek gerekiyor. Asıl başarı ve kazanç bu noktada şekilleniyor.
Ayrıca işleyen ve son ürün olarak satan ülkeler, tavır koyma hakkını da ceplerinde taşıyorlar. Şu anda en son ürün haline getiren en belirgin ülke Çin’dir. Benzer konumda olan ülkeler var, birkaç tane. Tayvan bunlardan biridir. Ancak, Çin, 30 yılı aşan bir teknolojik yatırım, teknolojik gelişim, öz
Türkçesiyle Know How, öz İngilizcesiyle Nasıl Yapılır, fiyat belirleme, kural koyma gibi konularda dünyanın en önde gelenidir.
Çin, küresel NTE madenciliğinin yüzde 60-70’ini ve işleme kapasitesinin yüzde 90’ını kontrol ediyor. NTE ve NTE işleme teknolojileri, enerji dönüşüm sürecinde çok önem kazanıyor. Dünya şu anda enerji dönüşüm sürecine girmiştir. Girmeyen ülkeler olabilir ve çoğunluktadır, ancak gelecek buradadır.
Zamanla tüm ülkeler bu sürecin içinde olacaktır. İşte, tüm mesele o sürecin en başından itibaren içinde olmaktır.
Tam bu noktada, sonsuz enerji, güneş enerjisi sonsuz enerjidir, elde etme çabalarının bir parçası olan TOKAMAK SANTRALLERİ nadir toprak elementlerinden ve nadir bulunan, yazının başında bahsedilen radyoaktif elementlerden beslenmektedir. Bu santraller, tahmin edeceğiniz gibi Çin’de var. İlk çıkış yerleri Sovyet Rusya olsa da Ruslar bu işten zamanla uzaklaşmışlardır. Bayrak şu anda Çin’in elindedir. Çinin maksadı 125 milyon C° ısıyı sürekli / sonsuz elde etmektir. Bu ısı elde edildi belli süreliğine. Güneşin yüzeyindeki ısının 100 milyon C° olduğu düşünülerek kıyaslanmalı. Bu santrallerin yapımında NTE, yakıtında ise Nadir Enerji Kaynakları (NAK), benim terminolojim, kullanılmaktadır. Her iki grubun neleri içerdiği yazının girişinde belirtildi.
Gelinen noktada, İngiltere’nin en son teknoloji ürünü TOKAMAK santralini yaptığını belirtmekte yarar var. Ancak elde ettiği ısı değeri ve süresi kayıtlarıma girmemiş.
Tam da bu noktada, malın olması hiçbir anlam taşımamaktadır. Bunun işlenmesi ve enerji dönüşüm sürecinde hızla yol alınması ve tükenmekte olan kaynaklara bağlılıktan kurtulunması gerekmektedir. Bunun için işleri kendi koşullarında yapacak insanlara ihtiyaç var, bu cevheri kendi çıkarı için
kullanacak şahsa değil.
Kısacası malı topraktan çıktığı gibi (cevher) satmak malı değersizleştirdiği gibi kazancı çöpe atmaktır. Son tüketiciye göre işleyip satmak asıl kazancın içerde kalmasını sağlayacaktır.
Kısacası, teknolojiyi geliştirip son ürün haline getirmek, bol bol hammadde (cevher) almak ve işlemek, işlenmişi sürekli satmak ilkesi ile kazancı katlamak olasıdır.
TÜRKİYE NTE İŞLEMENİN NERESİNDE?
Beylikova sahasının 1970’li yıllarda MTA tarafından tespit edildiği bir gerçek olduğu gibi, oraya gerekli olan teknolojik yatırımın ve üretimin olmadığı da bir gerçektir.
Şimdi, işin özüne doğru gidelim. Beylikova’daki rezerv 694 milyon ton olarak açıklandı. Ancak bunun içinde NTE olmayan mineraller de var. Ekonomik anlamda değerlendirilebilir NTE miktarı 2 ila 4 milyon ton civarında.
Eti Maden İşletmeleri tarafından işletilmekte olan Beylikova’da bir pilot tesis (Beylikova Florit, Barit ve Nadir Toprak Elementleri İşletmesi), büyük tesisin (yıllık 570 bin ton) küçük örneği, kuruldu. Bu tesiste, yine buradan çıkarılan barit işleniyor. Yıllık 1200 ton kapasitelidir.
Yine bu tesiste cevherin nasıl ayrıştırılabileceği üzerine Ar-Ge çalışmaları yapılıyor. Ancak Türkiye’nin henüz bu elementleri birbirinden ayırabilecek “solvent extraction” (ayrıştırma) ya da “sürekli kromatografi” teknolojisine sahip olmadığı bir gerçektir. Sahada elde edilen uranyum ve toryum da henüz ayrıştırılamıyor. Bu tesiste, şu aşamada, barit ve florit, flotasyon yöntemi denilen bir tür zenginleştirme yöntemi ile elde ediliyor. Nadir toprak elementleri ise konsantre halde elde ediliyor. Bunun içinde dört tane nadir toprak elementi var (neler olduğu açık değil). Ancak bu dört element ayrıştırılamıyor. Türkiye’de ne yazık ki bu teknoloji şu aşamada yok.
KTÜ Trabzon Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Kültür Bilimleri Akademisi Teknoloji Geliştirme, Transfer Uygulama ve Mühendislik Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. tarafından geliştirilen Sürekli Kromatografi yöntemi yetkili birimlere (MTA) sunulmuş olup, karar verilmesi beklenmektedir. Bu
teknoloji, Tayvan üzerinden alınarak geliştirilmiş olup, çevreye zarar veren Solvent Ekstraksiyonu yönteminden daha çevreci ve çağdaş bir teknolojidir. Bu yöntemin daha eski olan diğer yöntem ile aynı maliyetle kurulabildiğini, saflaştırma oranının daha yüksek olduğu, ayrıca Türkiye’de bu teknolojiyi geliştirebilecek kurumların bulunduğu ve yıllık 10 milyar dolarlık üretim potansiyeli taşıdığını ifade edilmektedir.
NTE’yi elde edecek teknolojiyi geliştiremezsek eldeki mineralleri konsantre halde ihraç ederiz. Sonra o ülkelerden son ürünleri yüksek fiyatla geri alırız. Türkiye’deki madenciliğin temel sorunu öteden beri budur: cevheri satıyoruz, ürünü ithal ediyoruz. Finansman sağlanır ve üniversiteler desteklenirse
Türkiye bu teknolojiyi geliştirebilir.
Güncel Konum ve Gelişmeler, Ekim 2025 İtibarıyla
Üretim Tesisi: Pilot tesis florit, barit ve NTE oksitleri üretiyor. 2035’e kadar rüzgâr türbinleri için 627-882 milyon dolarlık talep karşılanabilir.
Uluslararası İş Birliği: Çin ve Rusya ile görüşmeler tıkanınca (teknoloji transferi sorunu), ABD ile stratejik ortaklık görüşmeler başladı.
Rafineri inşası ve JORC sertifikasyonu planlanıyormuş.
JORC, madencilik sektöründe mineral kaynak ve cevher rezervlerinin sınıflandırılması ve raporlanması için uluslararası bir standart olan JORC Kodu’nu geliştiren Avustralya merkezli bir komitedir. Bu kod, maden yataklarının büyüklüğü, kalitesi ve ekonomik potansiyeli hakkında şeffaf ve tutarlı bilgi
sağlamak amacıyla kullanılıyor. Özellikle madencilik projelerinde, NTE gibi cevherlerin rezerv tahminlerinde JORC standartlarına uygun raporlama yapıyor.
- Ekonomik Etki: Yıllık 220 milyon dolar gelir potansiyeli; elektrikli araç ve yenilenebilir enerji için kritik öneme sahip.
- Yapılması düşünülen büyük bir endüstriyel tesis yatırımıyla yıllık 570 bin ton cevher işlenecek. Bu işlenen cevherden 10 bin ton nadir toprak oksidi, 72 bin ton barit, 70 bin ton florit, 250 ton toryum üretilecek.
ABD NE İSTİYOR
En özlü anlatımı ile beş-beleş NTE istiyor.
Bunun için çeşitli ülkelerle görüşmeleri ve anlaşmaları mevcut. Ukrayna ile arasında, kendisinin çıkarttığı savaşta yaptığı yardımın karşılığı olarak, 500 milyar dolarlık bir değerli mineral anlaşması yaptı ama o anlaşmanın yürürlüğe girmesi mümkün olmadığından resmen tarihsel bir fiyaskodur.
Çünkü o anlaşmaya konu olan NTE Rusya’nın ele geçirdiği yerlerde bulunmaktadır.
Son olarak Avustralya ile bir anlaşma imzalandı. Maksat Çin’e olan bağımlılığın sıfırlanmasıdır.
TÜRKİYE SÖMÜRÜLECEK Mİ?
Bu soruyu “Türkiye sömürtülecek mi” diye sormak da mümkün. Son meşruiyet kazandırılma seferinde, NTE konusunun da gündeme getirildiği ama kamuoyuna açıklanmadığı ileri sürülüyor. Bu durumda, kamuoyuna açıklanmaması, ülkenin çıkarlarına ters ama şahsi çıkarlara uygun bir anlaşmanın ya da benzeri bir sürecin içine girildiğini düşünmek mümkündür.
Meşruiyet kazandırılma seferinden önce ve süresinde, yerli ama milli olmayan basın-yayın organlarında Trump’ın Türkiye’den NTE isteyeceği konu edildi.
Trump yüzsüzün tekidir, herkesten her şeyi istemektedir. Tam bir sömürgecidir. Türkiye’den NTE isteyeceği kendi ülkesinin basın-yayın organlarına yansımıştı: Trump’ın ağzındaki bakla.
Öncesinde Tom Amca, Ankara büyükelçisi, NTE konusunu “stratejik fırsat” olarak niteledi.
Neden böyle yaklaşıyorlar? Biliyorlar ki, Türkiye, maden yönünden zengin ancak işleme yönünden oldukça kısır. Bir şekilde, buna meşruiyet kazandırma denebilir, ellerinden alırız düşüncesi ile hareket ediyorlar. Haksızlar mı? Yorumu okuyucuya bırakıyorum.
Kendini bu toprakların insanı sayan, Laik Cumhuriyet severlerin Cumhuriyet Kavramını ve Bayramını kutluyorum.
Kendini demokrasi söylemleri ile ortaya atan ve bunu tramvay olarak değerlendiren zihniyet ile olan mücadelenin daha keskin bir evresine girildiğini belirtmek isterim.
Türkiye’de Türkler yaşar.




